Ümit Yaşar Kişisel günlüğü

Ümit ve Ümitsizlik!

Ekim 1st, 2007 Posted in Psikoloji, Kitaplar, Felsefe

Ümit ve ümitsizlik aslında üç yaşında bir çocuğunda bileceği gibi zıt kavramlar. Bu yüzden başlığı gördüğünüzde aklınıza gelen ilk kavramı anlayışla karşılıyorum. Ama ben bu yazıda ümit ve ümitsizliğin zıtlığını değil eşitliğini yazacağım… (Yok ya, delirmedim.)

Tanışmadığımız insanlar çoktur. Belki de bloguma ilk defa geliyor olabilirsiniz. Bu yüzden kendimi tanıtayım. Ben ümit ve ümitsizliğe eş tuttuğum o kavram benim. Evet, sanırım durum şimdi açıklığa kavuşmuştur. Ümit eşittir ümitsizlik, yani ben eşittir ümitsizlik.

Bu konuyu neden seçtim? Aslında ben seçmedim o beni seçti. Daha önceki bir yazımda ümitsizlik üzerine yazmıştım ve bu durum benim şu anda içinde bulunduğum ruh halinin yansımasıdır.

Her kavrama olduğu gibi, içinde bulunduğum ümitsizlik kavramına da farklı bir açıdan bakmaya çalışıyorum daha doğrusu elimde olmadan bakıyorum. Bu açıdan belki de dünyada bakan ikinci insan benim. Birincisi kim derseniz, ki dersiniz, o Nietzsche dir. Benim ümitsizliğim sizin bildiğiniz anamdaki ümitsizliğe hiç mi hiç benzemez. Benim ümitsizliğim Nietzschenin mitsizliğidir. Yolun ne kadar karanlık olduğunu bilsem de, sonunun olmadığını bilsemde sırf o karanlığı tatmak için yola devam ederim. Benim ümitsizliğim belki başkalarının ümidi olur onlara fayda sağlar. Aslında bu anlamıyla nietzschenin ümitsizliğine ters düşer. O ümidi insanlara verilmiş en acımasız hediye olarak görmüştür. Ve haklıdır da. Geothe, devir az ümit çok kazanç zamanıdır der. Bense bunu biraz daha ileri götürerek diyorum ki devir ümitsizlik ve kazanç zamanıdır. Çünkü insan gerçeği yani kendini bekleyen acı sonu bilirse elindekilerin değerini daha çok anlar ve bu anlamda belki mutlu olur.

Bu yazıyı neden yazdım. Daha önceki yazımda beni ümitsizliğimden ancak bir yalancının kurtarabileceğini yazmıştım. Bugün okuduğum bir kitap( dokuzuncu hariciye koğuşu) Beni bir kez daha kendime getirdi. Aslında beni mutlu edecek şey başkalarının kurduğu yalanlar değil. Çünkü kitabı okurken bir an için aradığım yalancının peyami safa olduğunu düşünmeye başlamıştım. Buna sebeb kitabın başlarında inanılmaz bir poliyannacılık olmasıydı. Ama kitabın sonuna geldiğimde acı gerçek tekrar beni yakaladı ve aslında düşündüğüm şeylerin benim kuruntum değil bizzat gerçekler olduğunu anladım. Benim ümitsizliğim tam bir gerçekti ve beni kurtaracak olanın da ta kendisiydi.

Bu andan itibaren ümitsizliğimle barışık bir hayat yaşıyorum ve dünyanın dahada kötüye gideceğinden eminim. Yapacağım tekşey ise elimde olan imkanları değerlendirmek olacaktır. Lütfen bunu o saçma poliyanacılıkla karşılaştırmayın bile. Hepinize kötü geleceğinizle mutlu bir hayat diliyorum!

  1. One Response to “Ümit ve Ümitsizlik!”

  2. By ahmet on Eki 9, 2007

    Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçildigi zaman, orada son bir kötülük kaldigindan kimsenin haberi olmamisti: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlislikla kutuyu ve içindeki ümidi iyi sans diye yorumladi. Fakat Zeus’un arzusunun, insanlarin kendisini iskenceye teslim etmeleri oldugunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü iskenceyi uzatir. ~ Nietzsche

Post a Comment