Aslında içimden hiç yazmak gelmiyor, ama kendimi yazmak zorunda hissettiğimden dolayı ne yazacağımı dahi bilmeden klavyenin tuşlarına dokunuyorum. Bakalım bugün yemekte ne var!
Bugünlerde okulun başlaması ve benim hiçbir hazırlığımın olmaması beni biraz daha tembelleştirdi. Zaten tembel olan ruhum stres altına girdiğinde daha da inanılmaz haller alıyor. Ve bu beni blogumdan uzaklaştırıyor. Bu arada blogcuların bahsettiği şu yazma hastalığına da bir türlü yakalanamadığımı da itiraf etmeliyim. Bunu blogumdaki yazılardan da anlayabilirsiniz. Aylardır yeni bir yazı görmedi zavallı blog.
Neyse konuyu dağıtmayalım. Neden bahsedeceğimi konuşuyorduk. Aslında bir konu bulmuştum. Okuldan bir arkadaştan bahsedecektim. Çocukluğumdan beri psikanalize ilgi duymuşumdur ve bu konuda bilgili olmayı çok istemişimdir ama yazacağım yazı ona zarar verecekti bu yüzden vazgeçtim.
Bahsedeceğim arkadaş iri yapılı bir arkadaş bu yüzden ben ona genelde ayı derim. Çok şakacı bir kişiliğe sahiptir ama şakalarının bazen insanları kırabileceğini aklının ucundan bile geçirmez. Aşırı bir milliyetçidir…. Of neyse sıkıldım yaw değiştirelim.
Aslında benim ilgi alanım hep felsefe olmuştur ve bazı kavramları veya olguları yada sadece hisleri sorgulamayı severim. Mesela bu geri dönüş yani dejavu benim aklımı yıllarca kurcalamıştır. Her insanın yaşadığı bu his nasıl bişeydi ve neden oluyordu. Kimin ne cevap verdiğini pek araştırmadım aslında ama sonunda bunun riyalarla ilgili olabileceğini düşündüm. İnsanlar rüyalarında bir şeyleri yaşıyorlar, gerçek hayatta ona benzer bir durumla karşılaştıkları zaman biz blogcuların dediği gibi dublicate content oluyor. Neyse aslında bu dejavu konusunda ilgimi çeken asıl şey ismi. Evet dejavu kelimesi bana çok çekici geliyor. Ortaokulda matrix filmini izlediğimden beri msn nickim dejavuydu. Ama sonraları, gruptu filmdi derken bir çok olaya isim oldu tabii ben de doğal olarak o olayları beğenmediğim için nickimi değiştirdimJ
Neyse konu açıldı, aslında bugünlerde felsefe ile ilgili başka bir kavram daha doğrusu his beynimi kurcalıyor, tekrarlama ve değer orantısı. Aslında bu biraz dejavuya benziyor. İkisinde de tekrar var. Ama benim asıl demek istediğim, bir şeyi çok tekrarlarsan değeri azalıyor. Bu belki de en basit pazarlama kuralıdır ama işi felsefeye dökünce biraz karmaşık bir hal alıyor.
Basit bir örnek; bir kelimeyi tekrar tekrar düşündüğümüzde bir süre sonra anlamını yitiriyor. Bunu çocuklukta çok yapardım ama artık fazla olmuyor. Bu benim artık hiç düşünmediğimin basit bir kanıtı aslında ama neyse konumuz bu değil. Acaba bu durum hayatın her alanında geçerli mi. Örneğin sevgi… Birini çok sevdiğimizi sürekli tekrar edersek acaba değeri azalırmı. Bugünlerde sevgi şefkat gibi durumlardan yoksun olduğumdan bu deneyi size bırakıyorumJ