Çocuk yapmak konusunda milletimizin görüş açısı çok geniştir. Çocuk yapmaya çok değişik yönlerden bakma yeteneğine sahibiz. En çok revaçta olan görüş ise çocuk yapmaya sanat olarak bakan anlayıştır. Bu anlayış sanatın yapana dinleyene, seyredene ve izleyene zevk veren bir uğraş olmasıdır. Bu anlayışa göre bu sanatı icra etmek için bir adet penis ve bir adet vajina yeterlidir.
Diğer bir önemli görüş ise çocuk yapmaya tarım olarak bakan anlayıştır. Bunu özellikle doğu ve kırsal bölgelerimizde görüyoruz. İnsanlar inek yerine koyulan üç beş kadın ve öküz işlevi yapan bir erkekle çocuk tarımı yapmakta gerektiğinde onların gücünden, etinden faydalanmakta, dişi olanları ise çok genç yaşta satarak gelir elde etmektedir.
Bir başka bakış açısı ise çocuk yapmaya politika açısından bakar. Ne kadar çocuk o kadar nüfus o kadar oy ve bir köy, bir şehir hatta bir ülke. Yine doğudaki kardeşlerimiz bunu köy kurarak ( sadece kendi çocuklarından ve karılarından oluşan), olabildiğince çocuk yapıp şehirlere yollayarak oraları işgal ettiğini düşünerek, ya da Irakta olduğu gibi çoğunluğu ele geçirmek için fırsat görerek bu anlayışa hizmet etmektedirler.
Bir de modern görüş var; çocukları için yapmayacakları şey yoktur. Onların en iyi eğitimi almasını, en güzel giysileri giymesini, en güzel yemekleri yemesini ister. Gerçekte sadece çocukları düşünür gibi görünürler. Ama aslında yapmak istedikleri kendileri gibi başarılı, iyi yetişmiş, başkalarına saygılı, anlı şanlı,(?) tıpkı anneleri ya da babaları gibi bir çocuk…. Bu yüzden de kararlar hep onlar yerine verilir, seçimler yapılır, çocuk ise sadece uygular… Sonuç iş hayatında evlilik hayatında sadece kendileri adına yapılan seçimlerden dolayı yaşanan hayal kırıklıkları mutsuzluklar…
Peki gerçekte çocuk yapma ve yetiştirme nedir nasıl olmalıdır? Çocuk yapmak ve yetiştirmek tanrı ile ortak yapılan bir sanattır. İnsan üzerine düşeni kusursuz yaparsa Tanrı da üzerine düşeni yapar ve ortaya bir sanat eseri çıkar.
Bir sanatı ortaya çıkarmak için öncelikle ona hazır olmak gerekir. Bir şair şiiri birden bire yazmaz, bir yaprak üzerindeki çiğ tanesinin düşmesi için damlanın büyümesi çoğalması gerektiği gibi şairin de bir konuda hissettiği şeyler birikir olgunlaşır ve şiire dönüşür. Tıpkı bunun gibi bir anne ya da baba önce ruhunu çocuk yapmaya hazırlamalıdır. Çocuğu önce ruhunda şekillendirmelidir. Ruhunda büyütmeli, yetiştirmeli daha sonra fiziki çalışmalara başlamalıdır. Meydana getireceğiniz şey sizden daha büyük ve ulu olmalıdır. Anne ve babadan daha üstün bir çocuk dünyaya gelmeyecekse, doğacak çocuk sizden daha üstün olmayacaksa, ruh ve ahlak olarak bir derece kat etmeyecekse, en önemlisi de mutlu olmayacaksa çocuk yapmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum!